| | Üretsiz Blog oluştur

nüfus fotoğraf albümü

Tarih 13 Haziran 2008, 09:14. Yazan sosyalciler.  
Etiket:

lütfen linki tıklayınız

http://uploaded.to/?id=pq0kmg

emeğe saygı yorumlarınızı bekliyoruz :-*

0 yorum.

nüfus powerpoınt ödevi

Tarih 13 Haziran 2008, 09:05. Yazan sosyalciler.  
Etiket:

nüfus powerpoınt ödevini indirmek için lütfen linke tıklayınız

http://uploaded.to/?id=3mvemp

emeğe saygı lütfen yorum yapınız :mad:

0 yorum.

OYUNLARRRRRRRR

Tarih 13 Haziran 2008, 08:55. Yazan sosyalciler.  
Etiket: sosyalbilgiciler.tr.gg

OYUN KONU BAŞLIKLARI

  populerlik 
  Dünya Coğrafyası
Dünya Coğrafyası hakkında genel bilgi alabileceğiniz bir çalışma
4820
  

Uzaylıyı Doğru ülkeye Fırlat
Elinizdeki uzaylıyı istenen ülkeye ışınlamanız gerekiyor...Güel bir oyun!

3421

İl Bulmaca-1
Başka bir İl bulma oyunu...
5096
   İl Bulmaca-2
Türkiye'de ki illeri bulup öğrenmenizi amaçlayan kaliteli bir oyun...

       İller Hakkında Genel Bilgi 
         İller hakkında genel Bilgiler alabileceğiniz hoş bir çalışma

        İl Bulmaca
          Türkiye'de ki illeri öğrenmenizi amaçlayan bir oyun...

          Hangi Bölgede Hangi Tarım ürünü?
          Hangi Bölgede Hangi Tarım ürününün yetiştrildiğinizi öğrenmeniz için hazırlanmış bir oyun...

0 yorum.

NÜFUSUN TANIMI

Tarih 13 Haziran 2008, 08:23. Yazan sosyalciler.  
Etiket: sosyalbilgiciler.tr.gg

 NÜFUS

NÜFUSUN TANIMI         

    Bir ülke ve bölgede bulunan insanların sayısına nüfus denir. Nüfus sınırları belli bir alanda (bir kıtada, bir ülkede, bir bölgede veya bir idari ünitede) belli bir anda yaşayan insan topluluğuna denilmektedir

NÜFUSUN ÖNEMİ        

     Bütün toplumların varlığını sürdürebilmeleri, onların nüfus miktarına ve bu nüfusun sahip olduğu özelliklere bağlıdır. Her ülke için nüfusun gelişimi, dağılışı, hareketleri ve niteliklerinin izlenmesi ve elde edilen sonuçlara göre topluma yön verilmesi bir gerekliliktir, bunun için bütün ülkelerde nüfus sayımı yapılmaktadır.       

         Cumhuriyet Türkiye’sinde ilki 1927’de, 1935’ten, 1990’a kadar sonu (0) ve (5) ile biten yıllarda olmak üzere nüfus sayımları yapılmıştır. Daha sonra sayım periyodu on yıla çıkarılmış 2000 yılında en son sayım gerçekleştirilmiştir. Bu arada zorunluluklar nedeni ile 30.11.1997 günü bir nüfus tespiti yapılmıştır. Ülkemizde nüfus verilerinin toplanması ve bunların işlenmeye hazır hale getirilmesi ve düzenlenip yayınlanması devlet istatistik enstitüsü tarafından yapılmaktadır.

NÜFUSUN GELİŞİMİ 

        Türkiye nüfusu Cumhuriyet Döneminin ilk nüfus sayımından bu yana dönemler itibari ile farklı gelişim hızları gösterse de genel olarak doğal artış yoluyla gerçekleşmiştir. Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, ikincisi 1935 yılında ve diğer sayımlar ise her beş yılda bir olmak üzere konum gereği yapılmaktadır. 1990 yılındaki sayımdan sonraki, sayımların her on yılda bir yapılacağı kanun hükmüne bağlanmıştır. 1927 yılından 1997 yılına kadar Türkiye’de yapılan nüfus sayımı sonuçları aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi 1927 nüfus sayımı ile 1997 sayımı arasındaki 70 yıllık zaman zarfında Türkiye nüfusu

13.648.200 kişiden 62.865.574 kişiye yükselerek 49.217.374 kişilik bir artış göstermektedir.

Türkiye’de sayım yıllarına göre nüfus ve artış miktarı

Yıl

Nüfus Artış(%)
1927 13.648.200
1935 16.158.000 21
1940 17.820.900 19
1945 18.790.200 10
1950 20.947.200 22
1955 24.754.800 28
1960 27.754.800 28
1965 31.391.400 25
1970 35.605.100 25
1975 40.347.700 25
1980 44.734.900 20
1985 50.664.400 25
1990 56.473.035 21
2000 65.803.927 17

 NÜFUS YOĞUNLUĞU

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu      

Toplam nüfusun ekili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa denir.              

Fizyolojik Yoğunluk = Toplam nüfus

                     Ekili-dikili alan

Aritmetik Nüfus Yoğunluğu

Belirli bir bölgede yaşayan kişi sayısının o bölgenin yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilen sonuca aritmetik nüfus yoğunluğu denir. 

Aritmetik Yoğunluk = Nüfus Miktarı

                                Yüz Ölçümü 

NÜFUSUN DAĞILIMI

Nüfusun Bölgesel Dağılımı

        Yaşamaya daha elverişli doğal ve beşeri şartlara sahip kenar bölgelerde nüfus iç bölgelere oranla daha sık ve yoğundur. Bununla birlikte her bölgenin kendi içinde de nüfus dağılışı açısından farklı manzaralarla karşılaşılır. Denizel bir iklim,  eğimli bir arazide dar alanda fakat verimli bir toprak ve bu iki unsurla ilişkili tarım, ona eklenebilecek balıkçılık, tarım ürünlerine dayalı endüstri ve ticaret bu sahanın sık nüfuslanmasında etkili olmuştur.Kıyının hemen gerisindeki dağlarda, kıyı düzlüklerindeki yoğun nüfus şeridi kesintiye uğramakta ve ormanlarla kaplı yukarı kesimler, nüfus boşluklarına karşılık gelmektedir. Doğu Karadeniz dağlarının güneyindeki Çoruh-Kelkit çukurluğu, genelde seyrek nüfuslu bir sahadır. Orta ve batı Karadeniz kıyılarında sık ve yoğun nüfuslu alanlar, bazı kısımlarda devam etmekle birlikte, nüfus olağanüstü yoğunluğunu kaybetmektedir. Dağ sıralarının alçalması, genişlemesi ve aralarına bir takım çukurlukların girmesiyle, kıyılardaki manzara bu bölümlerde vadi ve ovalarda devam etmekte, plato ve dağlarda seyrek nüfusluluk hali sürmektedir. Bu bölgelerde Niksar, Erbaa, Merzifon, Kaz ova, Bolu, Düzce ovaları sık nüfuslu alanlar ı olarak örnek gösterilebilir.

Karadeniz Bölgesi’nin batı ucundaki Ereğli-Zonguldak havzası ve buna bağlı şekilde gelişen endüstri, önemli bir nüfus toplanma alanı ortaya çıkarmıştır. Orta ve Batı Karadeniz Bölgelerinde Doğu Karadeniz’de olduğu üzere İsfendiyar, Ilgaz, Köroğlu dağlık alanları seyrek nüfuslu yerlerdir.

        Marmara Bölgesi Karadeniz ile Akdeniz arasındaki yeri aynı zamanda da Orta Anadolu’ya komşuluğu nedeni ile bir geçiş sahası karakteri taşımaktadır. Yer şekilleri, iklim, bitki örtüsü açısından bu geçiş özelliği beşeri hayata da yansımış bundan dolayıdır ki ekonomik faaliyetlerde bu çeşitlilik ortaya çıkmıştır. Bu coğrafi zenginlik Marmara bölgesine ülkemizin küçük alanlı bölgelerinden biri olduğu halde en kalabalığı unvanını getirmiştir.İstanbul çevresine ilave olarak İzmit ve gemlik körfezinin kıyısı bu körfezlerin doğu devamı durumundaki ada pazarı İznik Pamukova gibi ova ve havzalar Güney Marmara’da batıda Biga’dan başlayıp doğuya doğru Gönen, Karacabey, Mustafa Kemal Paşa, Bursa ovalarını içine alan çukurluklar dizisi ile Balıkesir ovası sık nüfuslu yerlerdir. Trakya’da özellikle de Çatalca yöresi kuzeyi ve Yıldız dağlık yöresinde seyrek bir nüfuslanmadan yer yerde nüfus boşluklarından bahsedilebilir. Samanlı dağları, Uludağ, Biga dağları, Kocaeli platosu kuzey kesimleri diğer az nüfuslanmış alanlardır.

Nüfusun Cinsiyete Göre Dağılımı

        Ülkelerin nüfuslarında cinsiyet durumunun ayrı bir yeri vardır. Kadın ile erkek nüfuslarındaki dengesizlik cinslerin yaratılışındaki farklılık nedeni ile toplumsal, ekonomik, siyasal, askeri pek çok sorunun gündeme gelmesine yol açabilir. Türkiye nüfusu erkeklerin lehine az bir fazlalık tablosu çiziyor ise de genelde dengeli gözükmektedir. 1990 sayımına göre nüfusumuzun 28. 6 milyonu erkek 27. 9 milyonu ise kadındır. Göç yoluyla nüfus kaybeden yerlerde kadın nüfus oranı fazladır. Buna karşılık göç alan yerlerde erkek nüfusu fazladır. Dışarıya nüfusunu önemli ölçüde kaptırmış Karadeniz ve orta Anadolu illerindeki kadın fazlalığı dikkat çeker. Diğer taraftan göçle nüfus kazanan yerlerde mesela; İstanbul ilinin köylerde Türkiye ortalamasının epeyce üstünde erkek nüfusu bulunur. Askeri birliklerin bulunduğu merkezlerde de erkek nüfusu fazladır. Turizm bölgelerinde de sezonluk iş bulma nedeni ile erkek nüfusu fazladır.

Nüfusun Yaşa Göre Dağılımı

        Herhangi bir ülkenin yaş yapısı denildiğinde 0 -15, 15 -64 65 yaşından büyük nüfus guruplarının toplam nüfus içindeki oranı anlaşılır. Sosyal yapının dengelendirilmesinde nüfusun yaş bakımından yapı tarzını bilmek önem kazanmaktadır. Nüfusun yaş durumu ve bunda meydana gelen değişiklikler sosyal yapı tahlillerinde kıymetli bir göstergedir.

YILLAR

Yaş grubu 1945 1960 1980 1990
0 -14 39,54 41,25 38,5 7,5
15 -64 57,12 55,22 56,5 3,7
65+ 3,34 3,53 5,0 4,4

   Sayım Yıllarına Göre Nüfusun Yaş Yapısı (%)

    Tabloya göre Türkiye’nin genelde genç nüfusa sahip olduğu görülür nüfusun yaş kompozisyonu çeşitli ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’nin yerini tayin etmek kolaylaşır.

Aktif Nüfusa Göre Dağılım

       Çalışan nüfus veya faal nüfus olarak adlandırılan bu grup 15- 64 yaş arasını kapsar buna çalışma çağındaki nüfus da denilmektedir. Çalışa bilecek yaşta ki nüfus içinde çalışan nüfus ne kadar çoksa işsizlik oranı o kadar azdır.

Nüfusun Kırsal-Kentsel Durumu

         Türkiye’de nüfusu 10.000’den az olan yerleşmelere kır nüfusu,  fazla olan yerleştirilmelere de kent nüfusu denir.

NOT:Kırsal alandan kente göç en fazla 1980 -1985 yılları arasında olmuştur. Bu iki nüfus az çok dengelenmiştir. En son 1997’de kent nüfusu %65’e ulaşmıştır. Bu da ülkemizde sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışan nüfusun arttığını gösterir.

NÜFUS HAREKETLERİ(GÖÇLER)

        İnsanların doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir.   

Göçler ikiye ayrılır:   

İç Göç

        Ülke içerisinde nüfusun yer değiştirmesine denir. Bu göçlerde bir ülkenin toplam nüfusunda değil, bölge ve illerin nüfusunda değişiklikler yaşanır.

Sürekli İç Göçler: Cumhuriyetten günümüze kırsal alandan kentlere doğru sürekli bir göç söz konusudur. 1927’de kent nüfusu %24, kır nüfusu %76 iken 1997’de kent nüfusu %65, kır nüfusu %35 olmuştur.

Mevsimlik (Geçici ) Göç: Kırsal kesimlerde ki bazı ailelerin büyük şehirlere, yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği kentlere çalışmak için geçici süreyle göç etmesine denir.(Çukurova pamuk toplama, Doğu Karadeniz’e fındık toplama, Antalya, Muğla gibi kentlere yaz turizmine gidilir). 

Dış Göç

        Bir ülkeden dünyanın diğer bir ülkesine yapılan göçlere denir. Türkiye başta Almanya olmak üzere, Avrupa ülkeler, ABD ve Orta Doğu ülkelerine ekonomik, eğitim ve sağlık olanakları nedenli göç vermektedir. Buna karşın çoğunluğu Türkiye cumhuriyetinden olmak üzere göç almıştır.

Beyin Göçü:

        Ülkemizde yetiştirdiğimiz başta eğitim alanındaki beyinler mastır, doktora veya akademik kariyer yapmak amacıyla Avrupa ülkeleri ve ABD’ye gitmekte, o ülkelerin kendilerine sağladığı ileri düzeydeki hayat standartlarını bırakmayıp o ülkede kalmakta ve oradaki insanlara hizmet vermektedirler. 

0 yorum.

nüfus ödevi

Tarih 13 Haziran 2008, 07:55. Yazan sosyalciler.  
Etiket: sosyalbilgiciler.tr.gg

Türkiye'de  Nüfus 

        Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okur yazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.
        Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır
 

kitaptaki-harita
 

Türkiye'de Nüfus Yoğunluğu
1997 yılı nüfus verilerine göre, toplam nüfusun bölgelere dağılımı
1. Marmara 15.936.000
2. iç Anadolu 10.525.000
3. Ege 8.325.000 *
4. Karadeniz 8.284.000
5. Akdeniz 8.109.000 ,
6. D.Anadolu 5.945.000

Nüfus Yoğunluğunun Bölgelere Dağılımı
 Marmara                :236
 G. Doğu Anadolu     : 96
 Ege                        : 89
 Akdeniz                  : 66
 iç Anadolu              : 64
 Karadeniz               : 58
 D.Anadolu               :36

 H

Tarımsal Nüfus Yoğunluğu
        Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Bu yöntem, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre, daha gerçekçidir. ...
        1950'den 1990 yılına gelinceye kadar tarımsal nüfus yoğunluğunda 18 kişilik bir azalma gerçekleşmiştir. Bunda, tarım alanlarının 15.9 milyon nektardan, 28.7 milyon hektara çıkmasının ve kırsal kesimden kentlere göçün artmasının etkisi olmuştur. 1950'de 5.2 milyon olan kent nüfusu, 1990'da 31.5 milyona çıkarken, kırsal kesimde bu kadar büyük artış olmamıştır.
         Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu bölge ve iller arasında farklılık gösterir. Bunda yerşekillerinin dağlık ve ovalık olmasıyla, tarımda çalışan nüfusun miktarı etkili olmaktadır.
Bazı ülkelerin ise aritmetik yoğunlukları şu şekildedir:
        Çin'in nüfusu Japonya'dan fazla olduğu halde, yüzölçümü de geniş olduğundan nüfus yoğunluğu daha az olmuştur.
        Rize, Artvin ve Hakkari gibi kır nüfusunun fazla, buna karşılık tarım topraklarının az olduğu sahalarda, tarımsal nüfus yoğunluğu artmaktadır. Konya, Şanlıurfa ve Edirne gibi geniş tarım alanlarının bulunduğu illerde ise tarımsal nüfus yoğunluğu azalmaktadır.
        Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgeleri dağlık olduğundan tarımsal nüfus yoğunluğu artarken, İç Anadolu'da ovalık alanlar fazla olduğundan tarımsal nüfus yoğunluğu azalmaktadır.

Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu
Toplam nüfusun, ekili - dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir,

Nüfusun Cinsiyet Durumu

       1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir.
Türkiye'de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır.

Aktif Nüfus

        Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır.
15-64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır.
        Türkiye'de nüfusun % 40'ını çocuk, genç ve yaşlı nüfusu oluşturduğundan, aktif nüfus oranı gelişmiş ülkelere göre daha az ve işsizlik oranı daha fazladır.


Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı

Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar:
• Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.)
• Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.)
• Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.

        Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90'a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet ve sanayi sektöründe çalışmaktadır.
 
    t3 copy        

        Tabloya göre, gelişmiş ülkelerde, hizmet ve sanayi söktöründe çalışanların oranı, tarımdan oldukça fazladır. Gelişmekte olan ülkelerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus, gelişmiş ülkelere göre daha azdır.

        yukarıdaki tabloya baktığımızda, Türkiye'de 1927 yılında nüfusun %90'ı tarım, %10'u sanayi ve hizmet sektöründe çalışmıştır. 1950 - 1960 lı yıllarda tarım sektöründeki nüfus azalmaya başlamıştır. Özellikle 1980 li yıllardan sonra, sanayileşme hızının artmasıyla tarım sektöründeki nüfus % 50'nin altına düşmüştür.
        Çalışan nüfusun içindeki tarımsal nüfus oranı azalırken, nüfusun miktarı artmıştır. Çünkü, 1927 de 13 milyon olan nüfus, 1997 de 62 milyonu geçmiştir. Bu durum gözardı edilmektedir.
        Türkiye'de çalışan nüfusun yaş ortalaması düşüktür. Çalışan nüfusun bölgelere göre dağılımı incelendiğinde dengesizlik görülür.
        Sanayi ve hizmet sektöründeki nüfusun büyük bölümü, Marmara Bölgesi'ndeki Çatalca - Kocaeli ve Güney Marmara bölümlerinde yoğunlaşmıştır.

Nüfusun Eğitim Durumu

        6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya'da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur - yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir.
        Türkiye'de ilköğretimde okuyanların sayısı 10 milyon civarında iken, liselerde ise yaklaşık 2 milyon öğrenci eğitim görmektedir.

        1990 yılına göre, faal nüfusun % 55'e yakını ilkokul mezunları, % 7,4'e yakınını okur - yazar, % 5'e yakınını ortaokul ve lise mezunları, % 4'ünü de üniversite mezunları oluşturmaktadır.

eri 
Az gelişmiş ülkelerde;

• Doğum oranı ve nüfus artış hızı yüksektir.
• Genç nüfusun oranı fazla, yaşlı nüfus oranı
• Nüfus grafiği geniş tabanlı üçgene benzer. Ortalama yaşam süresi azdır.
• Çalışan nüfusun yaş ortalaması düşük, bağımlı nüfus oranı fazladır.
• Tarım sektöründe çalışan nüfus fazla, hizmet ve sanayi sektöründe çalışan nüfus azdır.
• Nüfusun eğitim seviyesi düşüktür.
• Nüfusun yarısından çoğu, kırsal kesimde yaşamaktadır

 dtesvik

Gelişmiş ülkelerde;

• Doğum oranı ve nüfus artış hızı düşüktür.
• Ortalama yaşam süresi fazladır.
• Genç nüfus oranı az, orta ve yaşlı nüfus fazladır.
• Nüfus grafiği, tabanı dar, orta kesimi şişkin bir üçgene benzer.
• Çalışan nüfusun yaş ortalaması yüksek ve bağımlı nüfus oranı azdır.
• Hizmet ve sanayi sektöründeki çalışan nüfus, tarım sektöründe çalışan nüfustan daha fazladır.
• Nüfusun eğitim seviyesi yüksektir.
• Nüfusun yarısından çoğu, kentte yaşamaktadır
  

Türkiye'de Nüfusun Dağılışı
        Türkiye'de, 1997 nüfus sayımına göre, km2 ye düşen ortalama nüfus yoğunluğu 81 kişidir. Ancak, ülkemizdeki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır.

Türkiye'de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:

YILLAR
Yaş grubu 1945 1960 1980 1990
0 -14 39,54 41,25 38,5 7,5
15 -64 57,12 55,22 56,5 3,7
65+ 3,34 3,53 5,0 4,4
 1.    Fiziki Faktörler

a. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun olduğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılıman iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun değildir.

b. Yerşekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşeli platosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir.

c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulunduğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfusça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır.

2. Beşeri Faktörler

a. Sanayileşme: Bütün Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır. İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana ve İzmir buna örnektir.

b. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfusludur. Çukurova, Gediz, Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi.

c. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kaynaklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç olduğundan, bu alanlarda da nüfus fazladır. Zonguldak, Soma, Elbistan buna örnektir.

d. Turizm: Ülkemizde, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaşmıştır.

e. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan illerimizin nüfusu artmıştır. Eskişehir, Ankara, Kayseri, İstanbul gibi illerin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmaları da etkili olmuştur.


A. İÇ GÖÇLER

       Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir.

1. Sürekli İç Göçler

Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir.
Türkiye'de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir.

İç göçün nedenleri
• Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı
• Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve ailelerin geçimini karşılamaması
• Tarım alanlarının yetersiz gelmesi ve erozyonun artmasıyla toprağın verimsiz hale gelmesi
• Tarımda makineleşmenin artması ve buna bağlı olarak tarımsal işgücünün azalması
• Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması
• Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler
• Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği
• iklim ve yerşekıllerının olumsuz etkileri
• Kentlerde sanayinin gelişmiş olmasından dolayı iş imkanlarının fazlalığı
• Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı

Ülkemizde yüksek oranda göç veren filerin başlıcaları şunlardır:

• D. Anadolu'da, Kars, Tunceli, Bitlis, Ağrı, Muş, Bingöl, Sımak
• G. D. Anadolu'da, Adıyaman, Mardin
• Karadeniz'de, Zonguldak, Ereğli, Samsun çevresi dışındaki iller
• İç Anadolu'da, Sivas, Yozgat, Çankırı, Kırşehir, Niğde, Nevşehir
• Ege'de, Afyon, Uşak, Kütahya
• Akdeniz'de, Burdur, İsparta, K. Maraş
• Marmara'da, Çanakkale, Kırklareli, Edime, Bilecik


Yüksek oranda göç alan şehirlerin başlıcaları şunlardır:

     İstanbul, Ankara, izmir, Adana, Bursa, Ş. Urfa, Antalya, Mersin, Konya, Samsun, Gaziantep, Diyarbakır gibi illerdir. İç göç, ülkemizde özellikle sanayileşmiş merkezlere daha fazla olmaktadır.

İç göçlerin sonuçları

• Ülke genelinde nüfusun dağılışında dengesizlik görülür.
• Yatırımlar dengesiz dağılır.
• Kırsal kesim yatırımlarında verimsizlik meydana gelir.
• Düzensiz kentleşme görülür. '
• Sanayi tesisleri kent içinde kalır. Kentlerde konut sıkıntısı çekilir. Kent nüfusunda aşırı artış meydana gelir.
• Alt yapı hizmetlerinde (yol, su, elektrik) yetersizlik görülür.
• Kentlerde işsiz insanların oranı artar.

İç göçü önlemek için,

• Tarımda sulama imkânlarını arttırmak,
• Intansif tarım metodunu geliştirmek,
• Besi ve ahır hayvancılığını geliştirmek ve yaygınlaştırmak,
• Kırsal kesimde eğitim ve sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak,
• Tarım ve hayvancılığa bağlı sanayi kollarını kırsal alanlara yönlendirmek,
• Kırsal kesimde küçük sanayi kollarını geliştirmek, vb. gereklidir.

2. Mevsimlik İç Göçler


    Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir.

• Kırsal kesimden göç edenlerin özellikleri
• Genellikle genç nüfus göç etmektedir.
• Erkek nüfus, kadından daha fazla göç etmektedir.
• | Göç edenlerin çoğu sanayi ve hizmet sektöründe çalışmaktadır.• Göç sonucunda kentlerde hızlı nüfus artışı meydana gelmiştir.
• Sanayileşme göçü arttırmaktadır.
• Kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir.
• Bölgelerin toplam nüfusu ve nüfus yoğunluğu göçlerle hızla değişmektedir.

Türkiye'de Dış Göçler

       Bir ülkeden diğer bir ülkeye yapılan göçlere dış göç denir. Dış göçlerin başlıca nedenleri:

• Ekonomik nedenlerle çalışmaya gidilmesi
• Tabii afetler
• Savaşlar
• Etnik nedenler
• Sınırların değişmesi
• Uluslararası anlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi

Dış göçlerin sonuçları

• Göç eden ülkede nüfus artar, göç veren ülkede ise azalır.
• Ülkeler arasında ekonomik ilişkiler gelişir.
• Ülkeler arası kültürel ilişkiler gelişir.

1950'den sonra, başta Almanya olmak üzere yurt dışına işçi gitmeye başlamıştır. Bugün Fransa, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, ABD, Avustralya, Libya, S. Arabistan, Kuveyt ve Orta Asya ülkelerinde işçilerimiz bulunmaktadır. Yurt dışındaki nüfusumuz 4 milyonu geçmiştir.

Türkiye'den yurt dışına göç sonucunda;

• Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır.
• Ülke turizminin gelişmesini sağlamıştır.
• Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak oluşturmuştur.
• Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur.
Türkiye'de Yerleşme

Yerleşmeyi etkileyen faktörler

1. İklim: Yerleşmeyi etkileyen en önemli faktördür. Dünya'da Orta kuşak karalarında iklim şartları uygun olduğundan, nüfus fazla iken çöllerde, kutup bölgelerinde bataklıklarda ve yüksek dağlık alanlarda, iklim şartları uygun olmadığından, nüfus çok azdır.

2. Yeryüzü şekilleri: Dağlık, çok engebeli ve yüksek sahalar, yerleşmelerin kurulmasını ve gelişmesini önemli ölçüde engellemektedir. Buna karşılık düz ovalık alanlarda tarım, ulaşım, sanayi faaliyetleri daha çok geliştiğinden nüfus fazladır. Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde nüfus yoğunluğunun az, Marmara ve Ege bölgelerinde fazla olması buna örnektir.

3. Toprak: Verimsiz toprakların bulunduğu yerler, nüfusça tenha iken (Tuz Gölü çevresi), verimli toprakların bulunduğu yerler nüfusça zengindir. (Çukurova ve Ege ovaları gibi)

4. Ekonomik Kaynaklar: Ekonomik kaynakların fazla olduğu, sanayi, ticaret faaliyetlerinin yoğun olduğu, maden ve enerji kaynaklarının çok bulunduğu yerlerde nüfus yoğunluğu artmaktadır. Ülkemizde Marmara Bölgesi ile Zonguldak, Karabük, Ereğli, Batman gibi merkezlerin nüfusça yoğun olmaları ekonomik kaynakların çok olmasındandır. Ekonomik kaynakların yetersiz olduğu bölgelerde, halk geçimini temin etmek için göç etmekte ve nüfusları azalmaktadır.


1 yorum.

iklimler

Tarih 04 Mayıs 2008, 07:59. Yazan sosyalciler.  
Etiket:

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ ve TABİİ BİTKİ ÖRTÜSÜ

 İKLİM ÇEŞİTLERİ

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ ve TABİİ BİTKİ ÖRTÜSÜ


A. SICAK İKLİMLER

1. Ekvatoral İklim
Ekvator çevresinde, 0° – 10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 25°C dolayındadır. Yıllık sıcaklık farkı 2 - 3°C yi geçmez. Yıllık yağış miktarı 2000 mm den fazladır. Her mevsim yağışlı olmakla birlikte, ekinoks tarihlerinde yağış maksimum düzeye erişir. Tabii bitki örtüsü oldukça gür ve geniş yapraklı ormanlardır. Ekvatoral iklim, Amazon ve Kongo havzalarının büyük bir kesiminde, Gine Körfezi kıyılarına yakın bölgelerde, Endonezya ve Malezya’nın büyük bir bölümünde etkili olmaktadır.

Tabii bitki örtüsü: Çok gür ve geniş yapraklı ormanlardır.


2. Tropikal İklim (Subtropikal - Savan)
10° - 20° Kuzey ve Güney enlemleri arasında ve 0° - 10° enlemlerinde 1000 m. den sonra görülür. Ekvatoral kuşak ile çöller arasında bir geçiş iklimidir. Yıllık ortalama sıcaklık 20°C dolayındadır. Yıllık sıcaklık farkı 4 - 5°C dir. Yıllık yağış miktarı 1000 - 2000 mm. arasındadır. Güneş ışınlarının dik geldiği yaz ayları yağışlı, kışlar kuraktır. Tabii bitki örtüsü yüksek boylu ve gür bitki toplulukları olan savanlardır. Tropikal iklim, Sudan, Çad, Nijerya, Mali, Moritanya, Brezilya, Venezuela, Kolombiya, Peru ve Bolivya gibi ülkelerde etkili olmaktadır.

Yazları yeşeren savan bitki örtüsü

Resim kaynak: tevoortwis.fol.nl/afrimap/namibie/Namf/savan2.jpg

3. Muson İklimi
Muson rüzgârlarının etki alanlarında görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 15 - 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C civarındadır. Yıllık ortalama yağış 2000 mm. dolayındadır. Yıllık yağışların % 85'i yaz aylarında düşer. Kış mevsimi kurak geçmektedir. Tabii bitki örtüsü kışın yaprağını döken, yazın yeşillenen ormanlardır. Yağışların azaldığı yerlerde ise savanlar görülür. Muson iklimi, Güney Hindistan, Güney Çin, Güneydoğu Asya, Japonya ve Mançurya gibi bölgelerde etkili olmaktadır.

MUSON ORMANLARI VE PİRİNÇ TARLALARI


4. Çöl İklimi (Sıcak ve Kurak İklim)
Dönenceler civarında, Asya ve Kuzey Amerika’da karaların iç kısımlarında ve Güney Amerika’da görülür. Bu iklim tipini, yağışların yok denecek kadar az olması belirler. Çöllerdeki nem yetersizliği, günlük sıcaklık farkının büyümesine zemin hazırlamıştır. Günlük sıcaklık farkının 50°C yi bulduğu zamanlar olmaktadır. Yıllık yağış miktarı 100 mm nin altındadır. Yağışlar daha çok sağanak yağmurlar şeklindedir. Tabii bitki örtüsü bazı kurakçıl otlar ve kaktüs bitkileridir. Afrika’da B. Sahra, Ortadoğu’da Necef, Asya’da Gobi, Taklamakan, Avustralya’da Gobbon ve Gibson, Güney Afrika’da Kalahari ve Namib, Güney Amerika’da Patagonya, Atacama ve Peru yeryüzündeki başlıca çöl alanlarıdır.

Dikensi özellik gösteren terleme özelliği az sıcağa karşı dayanıklı su depolayabilen bir bitki örtüsüne sahiptir.

B. ILIMAN İKLİMLER
1. Akdeniz İklimi
Genel olarak, 30° - 40° enlemleri arasında görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama sıcaklık 15 - 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı ise 18°C kadardır. Yıllık yağış miktarı 600 - 1000 mm arasında değişir. En fazla yağış kışın, en az yağış yazın görülür. Karakteristik bitki örtüsü, kızılçam ormanlarının tahrip edilmesiyle ortaya çıkan makilerdir.

Makiler, sürekli yeşil kalabilen, kısa boylu, sert yapraklı, kuraklığa dayanabilen, çalımsı bodur bitkilerdir. Mersin, defne, kocayemiş, zeytin, süpürge çalısı, bodur, ardıç gibi bitkiler başlıca maki türleridir. Akdeniz ikliminde yağışın az çok yeterli olduğu orta yükseklikteki yamaçlarda iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (Kızılçam, sarıçam, karaçam ormanları gibi) yer alır. Akdeniz iklimi en belirgin olarak Akdeniz çevresinde görülmekle birlikte, Güney Portekiz, Afrika’nın güneyinde Kap Bölgesi, Avustralya’nın güneybatısı ve güneydoğusu, Orta Şili ve ABD’nin Kaliforniya eyaletinde de etkili olmaktadır.

Makiler kısa boylu bodur çalılardır.


2. Okyanusal İklim
Genel olarak, 30° - 60° enlemleri arasında, karaların batı kıyılarında görülür. Yazlar fazla sıcak, kışlar da fazla soğuk olmaz. Yıllık sıcaklık ortalaması 15°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C yi bulmaktadır. Yıllık yağış ortalaması 1500 mm. dir. En fazla yağış sonbaharda görülür. Tabii bitki örtüsü yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Ormanların tahrip edildiği yerlerde çayırlar bulunur. Okyanusal iklim, Batı Avrupa, Kuzey Amerika’nın kuzeybatısı, Güney Şili, Avustralya’nın kuzeydoğusu ve Yeni Zelanda’da etkili olmaktadır.

http://www.kenthaber.com/Resimler/2006/06/03/00021844.jpg


3. Karasal İklim
Genel olarak, 30° - 65° enlemleri arasında, karaların deniz etkisinden uzak iç kısımlarında ve kıtaların doğu kıyılarında görülmektedir. Kışlar çok soğuk geçer ve uzun sürer. Yazlar ise sıcaktır. Yıllık sıcaklık ortalaması 0 - 10°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık farkı 20 - 40°C dir. Yıllık yağış miktarı 500 - 600 mm dolayındadır.
En fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer. Kış yağışları daha çok kar şeklindedir. Tabii bitki örtüsü iğne yapraklı ormanlardır. Yağışın azaldığı kesimlerde de bozkırlar (step) görülür. Sibirya ve Kanada da iğne yapraklı ormanlara tayga ormanları adı verilir. Taygalar, Dünya ormanlarının % 15'ini oluştururlar. Karasal iklim, Sibirya, Kanada ve Doğu Avrupa’da geniş bir yayılış sahasına sahiptir.

Resim:Tajgo.jpg

Resim kaynak:upload.wikimedia.org/.../300px-Taiga.png

Doğal bitki örtüsü yağış alan yerlerde iğne yapraklı ormanlar yağış almayan yerlerde bozkır dır.

4. Step İklimi (Yarıkurak İklim)
Step iklimi, bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Step iklimlerinde yıllık sıcaklık farkı 15 - 30°C dir. Yıllık yağış miktarı 300 - 500 mm. dir. Step iklimlerinde en fazla yağış ilkbaharda ve yazın düşmektedir. Tabii bitki örtüsü yağışlı mevsimde yeşeren, kurak mevsimde sararan step (bozkır) tir. İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması sonucunda oluşan bozkırlara antropojen bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından yer yer orman ağacı topluluklarına rastlanır.

http://www.warnerblade.comwww.                  lavinya.net                           www.gap.gov.tr/



C. SOĞUK İKLİMLER
1. Tundra İklimi (Kutupaltı İklimi)

Genel olarak, 65° - 80° Kuzey enlemleri arasında görülür. Sıcaklığın çok düşük olduğu bir iklim tipidir. Bu iklimde en sıcak ayın ortalaması dahi 10°C yi geçmez. Kışın değerler -30°C ile -40°C ye iner. Yıllık sıcaklık farkının 65°C yi bulduğu yerler vardır. Yağışlar ortalama 200 - 250 mm kadardır. En fazla yağış yaz aylarında görülür. Tabii bitki örtüsü çalı, yosun ve yazın yeşeren kurakçıl otlardan oluşan tundralardır. Tundra iklimi, Avrupa’nın kuzey kıyıları, Kuzey Sibirya, Kuzey Kanada, Grönland Adası kıyıları ve Orta kuşaktaki yüksek dağlarda etkili olmaktadır.

Resim kaynak: www.marietta.edu/.../images/tundra/tundra.jpg


2. Kutup İklimi
Karlar ve buzullarla kaplı kutup bölgelerinde görülür. Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C nin altındadır. Sıcaklık, çoğu zaman -40°C ye, hatta daha altına iner. Yıllık sıcaklık farkı 30°C dolaylarındadır. Yağışlar son derece az ve kar şeklindedir. Ortalama yağış 200 mm. civarındadır. Bu iklim tipinde bitki örtüsü yoktur. Kutup iklimi, Kuzey Kutbu çevresinde Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir.


http://www.dosya.cc/_KL_MLERT_PLER_.ppt.html

tıklayınız

0 yorum:

1 yorum.

iklim tipleri

Tarih 02 Mayıs 2008, 12:43. Yazan sosyalciler.  
Etiket:

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ & BİTKİ ÖRTÜSÜ

A- SICAK İKLİMLER

1- EKVATORAL İKLİM

Görüldüğü yerler: 10 kuzey ve güney enlemleri arsında etkilidir. Özellikle Amazon ve Kongo Havzaları ile Malezya , Filipinler ve Papua Yeni Gine’de etkilidir.

Özellikleri:
* Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C’nin üstündedir.
* Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en az olan iklimdir (1-2 °C civarında). Sebepleri : Güneş ışınlarının bütün yıl dike yakın açıyla düşmesi ve nemliliğin fazla olmasıdır.
* Her mevsim düzenli yağış alır. Fakat en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvatora dik geldiği tarihlerde görülür. Buharlaşma arttığı için.
* Yağışlar oluşum bakımından Konveksiyon yağışlarına örnektir.
* Yıllık yağış miktarı 2000 mm ‘nin üstündedir.
* Bitki örtüsü bütün yıl yeşil kalan sık ve uzun boylu yağmur ormanlarıdır.
* Yağışların fazla olması ve yüksek sıcaklık kimyasal çözülmeyi artırmıştır.
* Topraklar fazla yıkandığı için verimi düşüktür ve kırmızı renkli Laterit topraklarıdır.

2- YAZI YAĞIŞLI TROPİKAL (SAVAN) İKLİMİ

Görüldüğü yerler: Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında görülür (10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülür)

Özellikleri:
* Bu iklim bölgesinde güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer.
* Güneş ışınlarının dik geldiği yaz dönemi yağışlı , kışlar kuraktır.
* Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C nin üstündedir.
* Yıllık yağış miktarı 1000-1200 mm arasındadır.
* Bitki örtüsü savandır. Savanlar uzun süre yeşil kalan , gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür.

3- MUSON İKLİMİ

Görüldüğü yerler: Muson rüzgarlarının etkili olduğu Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da etkilidir.
Özellikleri:

* Muson rüzgarlarından dolayı bu iklimde yaz mevsimi yağışlı, kışlar kuraktır. Bu yönüyle savan iklimi ile benzerlik gösterir.
* Sıcaklık ortalaması bütün yıl 10 °C nin üstündedir. Yıllık sıcaklık farkı Savan iklimine göre fazladır.
* Yıllık yağış miktarı 1000-1500 mm civarındadır. Ancak kıyı kesimlerde bu yağış miktarı çok daha fazla olabilmektedir. Örnek Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Çerapunçi 12000 mm yağış almaktadır (Dünyanın en fazla yağış alan yeridir).
* Bitki örtüsü kışın yaprağını döken geniş yapraklı muson ormanlarıdır. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır.

4- ÇÖL İKLİMLERİ

Yağış miktarlarının 150 mm nin altında olan bölgelerde çöl iklimleri görülür.
Çöl iklimleri görüldüğü yere göre;

a- Sıcak Çöller ( Tropikal)
* Dönenceler çevresinde görülür. Oluşmasında dünyanın günlük hareketinden kaynaklanan dinamik yüksek basınç etkilidir.
* Görüldüğü yerler: Afrika’nın kuzeyi (Büyük sahra) Arabistan yarım adası, Basra körfezi çevresi, Hindistan’ın kuzeybatısı (Tar çölü), Avustralya’nın iç kısımları ve batısı, Afrika’nın güney batısındaki Namib ve Kalahari çölleri, G. Amerika’daki Patagonya Atakama, Peru çölleri ve K . Amerika’daki Meksika çölleridir.

Özellikleri:
* Mutlak ve bağıl nem çok düşüktür. Bu sebeple günlük sıcaklık farkı en fazla olan iklimdir.
* Belirli bir yağış mevsimi yoktur.bazı yıllar hiç yağış olmayabilir.
* Mekanik çözülmenin en fazla olduğu iklimdir.
* Yıllık sıcaklık farkı günlük sıcaklık farkı kadar yüksek değildir. Çünkü güneş ışınları bu alanlara yıl boyunca dike yakın açıyla düşmektedir.
* Bitki örtüsü yok denecek kadar azdır. Cılız ot ve çalılıklarla kaktüs iklimin doğal bitki örtüsünü oluştururlar.
* Çöllerde yer altı su seviyesinin yüzeye yakın olduğu veya çıktığı yerler olan vahalar canlı yaşamı için elverişli yerleri oluşturur.

b- Karasal Çöller
* Ilıman kuşak kara içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Buralarda çöl özellikleri görülme sebebi yağış azlığıdır.
* Görüldüğü yerler: Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin) , Arizona (A.B.D) çölleridir.

c- Soğuk Çöller
* Kutuplarda görülür.
* Çöl denmesinin sebebi yağış azlığıdır. Yağış azlığının da sebebi sıcaklığın düşük olmasıdır. Sıcaklık düşük olduğu için buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Dolayısıyla yağış da az olmaktadır. Zemin buzlarla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.

B- ORTA KUŞAK İKLİMLERİ

5- AKDENİZ İKLİMİ

Görüldüğü yerler: Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler ( Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

Özellikleri:
* Yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve yağışlıdır.
* Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır.
* En sıcak ay ortalaması 28-30°C , en soğuk ay ortalaması 8-10 °C dir. Yıllık ortalama 18°C dir.
* Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür.
* En fazla yağış kışın , en az yağış yazın düşer.
* Kışın görülen yağışlar Cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür.
* Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600-1000 mm arasındadır.
* Bitki örtüsü maki dediğimiz bodur bitki topluluğudur. Maki; mersin, defne, kocayemiş, zeytin, zakkum, keçiboynuzu vb bitkilerden oluşur.
* Akdeniz iklimi yurdumuzda Akdeniz, Ege, G. Marmara ve G.D. Anadolu Bölgesinin batısında görülür. Ancak Akdeniz Bölgesinden uzaklaştıkça enlem, yükselti ve karasallığın etkisiyle bozulmaya uğrar.

6- ILIMAN OKYANUS İKLİMİ

Görüldüğü yerler: Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir.

Özellikleri:
* Yazlar serin, kışlar ılıktır.
* Her mevsim yağışlıdır.
* En sıcak ay ortalaması 24-25 °C, en soğuk ay ortalaması 5-6 °C dir. Yıllık ortalama 13-15 °C dir.
* Günlük ve yıllık sıcaklık farkı azdır. Nemlilik fazla olduğu için.
* Yıllık yağış miktarı 1500 mm civarındadır. Yükseltisi fazla olan yerlerde bu miktar artmaktadır.
* En fazla yağış Sonbaharda, en az yağış ilkbaharda görülür.
* Yağış oluşumu yamaç yağışı şeklindedir.
* Bitki örtüsü ormandır.

7- ORTA KUŞAK KARASAL İKLİM

Görüldüğü yerler: Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Yurdumuzda ise Doğu Anadolu Bölgesinde Erzurum –Kars Bölümünde görülür.

Özellikleri:
* Kış erken gelir, çok soğuk olur. Kar ortalama 80-90 gün toprak üstünde kalır.
* Yaz da erken gelir ve çok sıcak olur. Karlar hızla erir.
* En sıcak ay ortalaması 20 °C civarındadır. Bazen sıcaklık 30 °C ye kadar çıkabilmektedir.
* En soğuk ay ortalaması –10 °C civarındadır. Bazı günler –40 °C ye kadar sıcaklığın düştüğü de gözlenebilmektedir.
* Yıllık sıcaklık ortalaması 3-5 °C dir.
* Yıllık sıcaklık farkı 40-50 °C ye kadar ulaşabilmektedir.
* En fazla yağış ilkbahar ve yaz dönemlerinde düşmektedir. Karasallık arttıkça yağışlar yaz mevsimine kaymaktadır. Ör. Erzurum –Kars bölümünde olduğu gibi.
* En az yağış kışın düşmektedir ve kar şeklindedir.
* Yıllık yağış ortalaması 500-600 mm civarındadır.

8- STEP İKLİMİ

Görüldüğü yerler: Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde ve Ergene Bölümünde görülen karasal iklim buna örnektir.

Özellikleri:
* Yazlar sıcak ve kurak , kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
* En sıcak ay ortalaması 20-25 °C dir. En soğuk ay ortalaması da 0- (-2) °C dir.
* En fazla yağış ilkbaharda, en az yağış yazın düşer.
* İlkbaharda görülen yağışlar genelde konveksiyon (Kırkikindi) yağışı şeklindedir.
* Yıllık yağış miktarı 250-350 mm civarındadır.
* Bitki örtüsü ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur. Buna step (bozkır) bitki örtüsü denir. Bozkır bitki örtüsü içinde geven , deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır.

9-TUNDRA İKLİMİ

Görüldüğü yerler: Sibirya, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde, Grönland adasının kıyı kesimlerinde görülür.

Özellikleri:

* En sıcak ay ortalaması 10 °C yi geçmez. Kışın sıcaklık –30, -40 °C’lara kadar iner.
* Toprak yılın büyük bir kesiminde donmuş haldedir. Sadece yazın sıcaklığın artması ile toprağın üst kısmındaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur.
* Yıllık yağış miktarı 200-250 mm civarındadır.
* Bitki örtüsü yosun ,ot ve cılız çalılıklardan oluşan Tundra bitki örtüsüdür.
__________________

3 yorum.

iklimin in san hayatına etkılerı

Tarih 02 Mayıs 2008, 12:37. Yazan sosyalciler.  
Etiket:

"Yerli Halklar İçin İklim Değişikliğinin Sonuçları Yıkıcı"

BM Yerli Halklar Üzerine Kalıcı Forum'un bu yılki teması küresel iklim değişikliği. Tarım alanları biyo-yakıtlara ayrılınca yerel topluluklar aç kalıyor ve yaşamsal değerde olan ormanlar ortadan kalkıyor. Çözüm için yerliler, karar süreçlerine katılmalı.

BİA Haber Merkezi - New york

24 Nisan 2008, Perşembe

Dünyanın dört bir yanından 3 bin 300 kişi iki hafta boyunca New York'ta yapılacak etkinlikler için toplanan Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Üzerine Kalıcı Forum için bir araya geldi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, geçen yıl kabul edilen BM Yerli Halkların Hakları Deklarasyonu'nun ardından sekiz yıl önce kurulan forumun yeni bir rol üstleneceğini söyledi.

Bağlayıcı olmayan deklarasyon yaklaşık 20 yıl süren tartışmanın ardından kabul edilmiş ve dünyada yerli halklara mensup yaklaşık 370 milyon kişiyi ayrımcılığa karşı koruyan bir metin olarak çıkmıştı.

Metin kültürel haklar, dil, kimlik, çalışma hakkı, sağlık hakkı, eğitim hakkı gibi alanlarda koruma sağlıyor.

Bu yılki forumun ana temasıysa küresel iklim değişikliği.

Ban Ki-moon "Yerliler dünyanın biyolojik çeşitliliğin en fazla olduğu bölgelerinde yaşıyorlar ve bu toprakların kadim sahipleri olarak çevresel değişimlerden en fazla onlar etkileniyor. Ekonomik ve sosyal sonuçlarını yakından yaşadıkları için küresel iklim değişikliğine verilecek tepkiye de ciddi katkı sunabilirler" dedi.

Forumun katılımcıları arasında üst düzey BM yetkililerinin, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenlerin yanı sıra, Bolivya'nın ilk yerli devlet başkanı olan Evo Morales de var.

Forum yöneticisi Victoria Tauli-Corpuz, özellikle tarım alanlarının biyo-yakıtlarda kullanılacak bitkilere ayrılmasının yerel toplulukların yaşamsal kaynaklarını kısıtladığını ve yer açmak için ormanların ortadan kaldırılmasına yol açtığını vurguladı.

Corpuz, birçok ülkede yerlilerin karar alma süreçlerinden dışlanmasının da endişe verici olduğunu belirtti. (EÜ/GG)

0 yorum.

iklim

Tarih 02 Mayıs 2008, 12:33. Yazan sosyalciler.  
Etiket:

1 yorum.

iklimler power point

Tarih 02 Mayıs 2008, 12:09. Yazan sosyalciler.  
Etiket: http:uploaded.to?id=jcpvle

iklimler power point acmak için tıklayınız

http://uploaded.to/?id=jcpvle

0 yorum.